Yapay zekâ tartışmalarında herkes aynı oyunu oynuyor.
Bir grup hâlâ hiçbir şeyin değişmediğini söylüyor. “Sistem aynı.” “Önce temeli öğren.” “AI kod yazamaz.” “Syntax bilmeden olmaz.” Bunlar gerçekle kavga edenler. Gözlerinin önünde duvar yıkılıyor, bunlar hâlâ sıvayı tartışıyor.
Diğer grup daha da can sıkıcı. “Şu otomasyonu kur, böyle para kazan.” “Gece sen uyurken sistem senin yerine çalışsın.” “AI ile gelir makinesi kur.” Sanki herkes aynı otomasyonu kurunca ortada değer kalacakmış gibi. Sanki insanlığa sunulan büyük vaat, üç tane araç bağlayıp para bastırmakmış gibi. Bu da ayrı bir soytarılık.
Bir diğer grup daha aklı başında görünmeye çalışıyor. “Karar verme yeteneğini geliştir.” “EQ öne çıkacak.” “Yaratıcılık önemli olacak.” “İnsan ilişkileri kazanacak.” İyi güzel de, bunlar kime konuşuyor?
Benim takıldığım yer tam burada başlıyor.
Herkes öne geçecek azınlığa konuşuyor. Kimse geride kalacak çoğunluğu konuşmuyor.
Peki talimat insanları ne olacak?
Talimatla yaşayan, talimatla çalışan, talimatsız adım atamayan insanlar. Dünyanın büyük kısmı bu. Sabah ne yapacağını kendi iç pusulasıyla değil, dışarıdan gelen akışla anlayan insanlar. Kendi yönünü çizemeyen, önüne konan çerçevenin içinde yaşayan insanlar. Zaten modern eğitim sistemi de, beyaz yaka düzeni de, kurumsal hayat da tam olarak bu insan tipini üretti. Düşünme demediler belki ama kendi başına yön kurmayı da öğretmediler. Uygula dediler. Bekle dediler. Doğru kutucuğu işaretle dediler. Hata yapma dediler.
Şimdi ise aynı dünya dönüp bu insanlara şunu söylüyor: “Artık öyle biri olamazsın.”
İşte kırılma burada.
Çünkü yapay zekâ önce dahiyi değil, önce talimat insanını eziyor. Önce orta kalite zihinsel emeği eziyor. Önce verilen görevi alıp işleyen insan modelini eziyor. Çünkü makine artık bunu daha hızlı, daha ucuz, daha sabırlı yapıyor.
Bu yüzden mesele sadece bazı insanların öne geçmesi değil. Mesele, çok büyük bir kitlenin zemininin altından çekilmesi.
Bugün herkes “nasıl avantaj sağlarım” videosu çekiyor. Ben başka bir soru soruyorum: Avantaj sağlayamayanlar ne olacak?
Karar duygusu zayıf olanlar ne olacak? Yön veremeyenler ne olacak? Sürüklenmeden yaşayamayanlar ne olacak? Kendi kendine yapı kuramayanlar ne olacak? Her insan kurucu mu olacak? Her insan sanatçı mı olacak? Her insan stratejist mi olacak? Her insan yüksek sezgili, yüksek yönlü, yaratıcı bir özne mi olacak?
Olmayacak.
Ve zaten toplum hiçbir zaman öyle değildi.
Toplumun büyük kısmı hep akış tarafından taşındı. Şimdi o akışın kendisi otomatikleşiyor. Yani talimat bitiyor. Talimat bitince, talimat insanı da ilk ezilen oluyor.
Bence önümüzdeki çağın asıl meselesi “kim kazanacak” değil. Asıl mesele şu: Talimat insanları ne yapacak?
Çünkü onlar küçük bir istisna değil. Onlar çoğunluk.
Ve bana kalırsa yapay zekâ çağının en büyük yıkımı da burada olacak. Parlayan birkaç insanın yükselişinde değil. Sıradan çoğunluğun sessizce değersizleşmesinde.
Bunu konuşmadan yapılan her gelecek analizi eksik. Hatta biraz sahtekârlık.
Çünkü asıl soru hâlâ ortada duruyor:
Talimatı makine devraldıysa, talimat insanına kim yer açacak?